Dolandırıcılık

Artık farklı şeyler okumanız gerekiyor. Giriş, gelişme ve sonuç olarak bölmeyelim. İnsan ilişkilerinin belki de en garip dönemi bugünün biz gençlerine geldi. Sabah evden çıkıp işe gitmek istiyorsunuz. Gördüğünüz insanların çoğunun yüzü asıktır, bir şeylere sıkıldıklarını düşünürsünüz. Gördüklerinizin de sizi etkilemesine izin vermemelisiniz. Yani yüzü asık insanlar veya karşılaştığınız kavgacı insanların gününüzü alt üst etmesine izin vermeyin. Böyle insanlar her yerde. Onlar sizin hayatınıza bakarak günlerini güzellik içinde geçirmeye çalışsın.

Gerçekten de gördüklerinizi 5 dk sonra unutuyorsunuz. Sizi görenlerin aklından çıkıp gideli çok oldu. Bu ne demek? İnsanlar sadece ilgi duyduklarını, çekici bulduklarını hatırlar, düşünür. Ulaşamazsa da unutur. Peki bu ilgi çekicilik, güzellik, karizma ve kişilik gibi kavramların insan ilişkilerindeki önemi nedir? Çekici bulmadığınız bir şeyin peşinden, güzel görmediğiniz bir kızın, karizmatik bulmadığınız bir erkeğin peşinden koșmazsınız.

Modayı yakından takip eden insanlar stil sahibi görünmek için düzenli alışveriş yapar ve farklı giyinmeye çalışırlar. Onların güzel ve karizmatik görünmesi çoğunlukla çekicilik üzerine yapılmış bir plandır. Bütün dikkatleri üzerine çekerek insanları kendi oluşturduğu aurasında hapsetmek ve cezbedici olmak ister.

İnsan ilişkilerinin de temeli esasında çekicilik, güzellik, karizmatik ve stil sahibi olmaya dayanır. Doğada hayvanlar aleminin bir üyesi olarak diğer hayvan türlerinden farklı bir şey yapmıyoruz, sözde daha zekiyiz ama insan ilişkilerinde aynı derecede aptalız. Hayvanlar aleminde kadının canı çıksın mantığında erkek egemen bir toplum oluşur. Güçlü erkekler kavga eder, hayatta kalan kazanır, dișiyi cezbedecek kokuyu bırakan erkek kazanır gibi farklı stratejileri hep kullanıyoruz. Bazen bir bakış, bazen giydiklerimiz, bazen gülüş, bazen konuşma, bazen güç ve sertlik ve bazen de yumuşaklık insan hayatında hatta hayvanlar aleminin genelinde kabul görmüş gerçeklerdir.

İnsanlar kendi aralarında konuşuyor. Birisi der ki şöyle bir şey var, diğeri hemen der ki en sevdiğim vs. Benzer şeyler inanılmaz çok ve hayatımızın her anında sürekli bir çekicilik unsuru kullanıyoruz. Neyin ne olduğunu bilmeden birbirlerimize gönül bağlıyoruz. Sırf o gün bize çekici gelen bir şeyin etkisinde kalmış olduğumuz için, ben bu olay zincirine dolandırıcılık diyorum. Mevlana ne güzel de demiş: ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Kabul etmemiz gereken insan ilişkilerinin temeli buna dayanmalı, aksi takdirde iki yüzlülük ortaya çıkar.

Neden dolandırıcılığa bu kadar meyilliyiz? sorusuna değinelim. İnsan ilişkilerinin temeli belki de hep anlattığım gibi dolandırıcılık amaçlı oldu. Yoksa bugünlere nereden gelebilirdi? İstediğin kişiyi elde etmek için girmediğin yer, çevirmediğin dümen kalmadı. İstediğin kişiyi elde ettin diyelim. Bu işin sonu nereye varacak? Bütün hayatın benzer şekilde devam etmek zorunda. Çünkü bunu sen başlattın. Yaptığın, yediğin şeyi belki de sevmiyordun ama karşı taraf için yeterince ikna edici oldu ve seni belki de sırf bunun için sevdi. Bu yaptığını durdurursan onun için yıkıcı olabilir ama yapmazsan senin için yıkıcı olabilir. Sonuç, hayvanlar aleminde gönül işleri gerçekten de akılsızca sürdürülüyor.

Kadınları bir cinsel objeden daha ileri görmek oldukça büyük bir akıl gerektirir. Ancak uyarıcılar buna pek de izin vermez. İnsanların büyük kısmı gününü televizyon başında geçirir ve çeşitli etkilere maruz kalırlar. Güzel bir kadının kozmetik ürünleri kullanarak siz de güzelleşebilirsiniz mesajı veya vücudu yüzme için ideal bir insanın ben yüzüyorum, böyleyim demesi gibi yanılsamalara yol açar. Bahsi geçen kadın zaten güzel, bahsi geçen yüzücünün vücudu zaten buna el verişli olduğu için yüzüyor. Usain Bolt koşabildiği için uzun değil, uzun olduğu için koșabiliyor. İnanılmaz bir şekilde yanlışa sürükleniyoruz. İnsanlar evlenirken inanılmaz paralar harcıyorlar, gerçekten akıl sır erdirilemiyor. Teyzelerini, dayılarını, amcalarını, halalarını gözlerinin önünde göbek attıran bir gelenek kimler tarafından başlatıldı? Belki bana hitap etmiyor diye sevemiyorum ama inanıyorum ki bir o kadar bu durumdan muzdarip ama gelenek uğruna vazgeçilemiyor. Bu konu ne zaman bir sektör haline getirildi belirsiz. Bu sıradışı geleneklere sahip çıkan aslında gördüklerinden dolayı yanlışa yönlendirilen yüzlerce insanın evliliği borçtan dolayı can sıkıcı hâl almaya hatta yıkıma gidiyor. Gerçekten de lüzumsuz o kadar şatafata ihtiyacınız yok.

İnsanlar benzer hayvan türlerine göre bir kademe yanlış ilerlemiş ve bu bahsettiğim dolandırıcılık işini sanata dökmüşler. Adına aptallık sanatı diyelim. Aynı türün iki cinsi birbirini elde etmek için çeşitli şeyler söylüyorlar ancak akıllılar, o kadar da aptal değil. Daha fazlasını hatta daha farklı şeyleri istiyorlar birbirlerinden. Bunun için ellerinden geleni yapıyorlar. Amaçları, birbirlerini daha fazla dolandırmak ama bunun adını sevgi zannetmek. Birbirlerini daha fazla sevdiklerini sanıyorlar, oysaki birbirlerinin nasıl hissettiklerine dair fikirleri oluşmuyor. Hissiyat neredeyse hiç yok, tüm amaç birbirlerini sevgi kelimesi altında dolandırmak ve elde etmek. Tabiki uzun süreli bir etkileşim olmuyor. Ne zaman ki bu iki cins birbirlerinden istediklerini alır, o zaman bütün bu çekicilik planları anlam kazanır, ne kadar aptalca tutum sergilendiği anlam kazanır. Ne erkeğin ne de kadının birbirinden aşağı kalır yanı yok, ikisi de birbirinden fırsatçı sürdürüyor hayatlarını.

İnsan ilişkilerine sürdürülebilirliği birbirlerini anlamak, ne düşündüğünü hissedebilmek, gerektiğinde empati yapmak katar. İnsanlar birbirlerini olduğu gibi sevmeli, kandırmamalı. Bu sadece gönül işleri değil, siyasette de benzerdir. İnsanların istediği cümleleri kurarsanız bu onlar için yeterlidir, gerisini önemsemezler. İnsanların kalbine giden yolda şu zamanda cümlelerinizle isterseniz tek bir kişiyi isterseniz büyük bir kitleyi kandırabilirsiniz. Yani ister bir kişiyi isterseniz bir kitleyi peşinizden sürükleyebilirsiniz.
Bu sıradışı hayatta kalma tekniği kaç yıldır hayatımızda, kimler tarafından alıştırıldık bilmiyorum, araştırdım da diyemem, dolandırıcılık sanatını siz de kullanmayın. Düşünmüyorum değil, bu yazı bile dolandırıcılıkta kullanılabilir, dikkat edin.

Benzer şeyleri iş hayatınızda da görebilirsiniz, belki de yapıyorsunuzdur. Ekip yöneticinizin hatta onun da yöneticilerinin duymak istediği şeyleri söylersiniz, gerçekleri gizlersiniz. Hiçbir sıkıntı yokmuş gibi izlenim oluşturursunuz. Amacınız belki prim belki terfi belki iyi bir zam oranıdır. Yöneticiler sık sık bu hataya düşer. Yıl başında zam alacağını bilen bir çalışan yılın son 3 ayını harıl harıl çalışıyormuş gibi göstererek önceki ayları belli etmemeye çalışır.

Ne yapmalıyız?

Denetim mekanizmasını oluşturmalıyız ve düzenli olarak ben kimim, ne istiyorum, nelerden keyif alırım, ne yapmalıyım gibi soruları sormalıyız. Bunu en kötü ihtimalle ayda bir tekrarlamak ve gelecek planlamasını oluşturmalıyız. Birbirimizi kandırmaktan ziyade birbirimizi anlamak ve yardımcı olmak üzerine çalışmalıyız. Yoksa çiftlikbank örneğindeki gibi madden ve diğer örneklerle manen, kalben dolandırılabilirsiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.