Bazen

Çocukluk yıllarımızı iyi biliriz, en sevdiğimiz yıllarımızdır. Nice günlere nice anılar ve dostluklar sıkıştırmıştık. Tabi o günlerin bu kadar çabuk geçeceğini, ayrı düşeceğimizi nasıl bilebilirdik?

Ailelerimiz bizi kendi meslek dallarında bir birey olarak yetiştirmek istiyordu. Anne veya babası öğretmen olanlar çoğunun öğretmen olmasını istiyordu. Benzer şeyler polis, hemşire, doktor vs. uzayıp gidiyor. Bunu istemelerinin arkasında yatan sebep ise olduğunca görmek isteyene açık. Anne babalar, çocuklarının alışık olduğu hayatta devam etmelerini istiyor. Böylece gelecekte daha az ne is yapsam düşüncesi hakim olacak ve önceden belirlendiği için hedef, çok daha kolay olacak. Peki ya bizim nesil bu düşüncelerle ne kadar ilgili? Bizim nesil ilköğretim hayatı boyunca içki bütün kötülüklerin anasıdır cümlesini tekrarladı. Tekrarladı ama dikkate almadı. Anne babasının meslek dalını da tercih etmedi. Bilinen şeylere adeta tepki bir nesil yetişti.

Benim amacım insanlara artık doğru veya yanlış yapıyorsunuz demek değil. Hiçbirimiz mükemmel değiliz, çok şükür. Bazen bu düşünceye kapılıp diğer insanlara gerizekalı gözüyle bakıyoruz, ne kadar yazık. Mükemmel değiliz, bir ömür mükemmeli aramakla geçecek. Bu hayatta istediklerini alanlar vazgeçenler değil, azimle çalışan ve isteyenlerdir. Bugün çoğu genç, anne veya babasından çok alakasız şeyler yapıyor. Nasıl degerlendirelim bilmiyorum. Annesi babası oldukça dini bağlılık gösterirken çocuğu içki içiyor veya annesi oldukça dini yöne eğimli ve kapalı iken kızının kapalı yeri olmaması veya babası tertemiz konuşurken oğlunun ağzının çöplük olması. Sahi kime benziyorsunuz? Siz böyle bir ortamda yetişmediniz. Hayatınızı değiştirmek isterken belki de yok ediyorsunuz. Bunların tersi de olabilir.

Hayatınıza giren insanlara aslında değişmeye çalıştığınız insan gibi yaklaşıyorsunuz. Ancak çok geçmeden bu rolü devam ettirmekte zorlanınca kavgalar, gürültüler baş gösteriyor. Peki sonra? Kahrolası bütün insanlar pislik. Tek doğru var, o da benim. O kadar kibir sahibiyim ki kendimi nasıl da övüyor ve diğer insanları nasıl da yeriyorum farkında değilim… Yazık…

Sokakta kıvıra kıvıra yürüyen bir kadın dakikalar içinde yüzden fazla potansiyel eş adayı bulabilir. Benzerini erkeklerde de fiziki yönden bulabilirsiniz. Şık giyinmiş veya kaslı vücut sahibi bir erkek de yüzden fazla potansiyel eş adayı bulabilir. Birbirinizi kandırıyorsunuz, aldatıyorsunuz, kim olduğunuzu gizliyorsunuz ve sonunda fark ediyorsunuz ki aslında kim olduğunuzu bilmiyorsunuz ve bu inanılmaz tehlikeli, açtığı yaralar kimilerinde hiç kapanmıyor. Kendinizi güzelleştirin, iyileşin. Unutmayın ki her bir hareketin sonucu yüzlerce farklı değişkene bağlı. Unutmayın ki bu değerlerden birisine bile etkiniz sonucu etkiliyor. Doktorlar boşuna mı 1 tatlı kaşığı günde 2 kez vs. söylüyor? Çok üzücü ama Eylül ve Leyla’nın kaçırılarak öldürüldüğünü duydum. Dünya’yı sevgi değiştirecek, göz ardı etmek veya nefret değil. 🙏

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.