Risk Nedir?

Risk kelimesinin karşılığına Türk Dil Kurumu, bir zarara uğrama tehlikesi yazmış. Tek başına çok bir şey ifade etmeyen ama olay örgüleriyle kullanıldığında önemi ortaya çıkan Dünya’daki çoğu mükemmel işin oluşmasını sağlayan sıradışı bir kelimedir Risk.

Kim, neden durduk yere bir zarara uğramak ister?

Kimse bir zarara uğramak istemez, bu açık bir gerçektir. Stabil bir geliriniz olduğunu düşünün, yıllar boyu bu gelirin tadını çıkarttınız. Bir anda kaybolması ne kadar kötü bir histir? Sadece kendisiyle ilgili daha iyi planlar bir zarara uğramayı göze alır. Peki risk alarak nasıl kendinizi daha ileriye götürebilirsiniz?

Risk alarak nasıl daha iyi olunur?

  1. Risk almayı benimseyen bir zihni kabul edin. Kendi hayat hikâyenize uygun güçlü olduğunuz hangi alanlarda risk alabileceğinizi belirleyin. Bu noktalarda atacağınız adımları bir tehlike yerine elinize geçmiş fırsat olarak değerlendirin.
  2. Yeteneklerinizi arttırın. Ne yönde ilerlemek isterseniz ilerleyin. Ancak ve ancak yetenekli insanların tercih edileceğini unutmayın. İster bir sahnede şarkı söyleme olun isterse de bir yarışı kazanmak isteyen pilot…
  3. Rahatsızlık pratikleri. Düzenli olarak kendinize küçük riskler ve sizi rahatsız eden durumlar oluşturun ve bunlarla başa çıkmayı öğrenin. Geniş bir kitleye daha iyi mi hitap etmek istiyorsunuz? Bir akşam yemeğinde bir kaç kişinin önünde provasını yapın.
  4. Tam olarak varlığınızı öğrenin. Varlığınızın kıymetini bilin. Ancak aklınızın da önemini unutmayın. Günlük aktivitelerinizde bir alışkanlık hâline getirin, mesela meditasyon yapın.
  5. Duygusal tehlikeyi fiziksel tehlikeden ayırın. Bir anı o anın dışındayken daha tutarlı değerlendirebilirsiniz. Eğer gerçek risk alınacak zamanı beklerseniz çoğu zaman duygusal ve fiziksel tehlikeler birbirine karışır. Bu ikisini ayırabilmek gerekir.
  6. Düşünmeyin. Gideceğiniz an geldiğinde, bedeninize ve aklınıza güvenin. İşi yaptıysanız, ne yapacağınızı içgüdüsel olarak bilirsiniz.
  7. Yansıtın, Durulayın, Tekrarlayın. Her risk gördüğünüz bir fırsat için adım atsanız da atmasanız da durup kendinizi kontrol edin. Öncesinde, anında ve sonrasında risk alırken neler hissettiniz?

Neler yaptım?

Kimilerine göre büyük kimilerine küçük olabilecek riskler aldım. Mesela lise yıllarımda aileden uzakta yurtta 2 yıl geçirdim. Amacım ortamı değiştirmekti. Bunun bana iyi geleceğini düşünmüştüm ve öyle de oldu. İlköğretimde vasat bir öğrenciydim, iyi bir lise de kazanamadım ama aileden uzakta gittiğim lisenin ilk yılında bir yıldıza dönüşmüş, büyük olasılıkla okul 3 veya 4.’sü olmuştum.

Zaman inanılmaz hızlı akıyordu. Bir anda kendimi üniversite sınavından çıkmış buldum. Sırada seçim yapmak vardı. Kendime bir hedef belirlememiştim, bunu doğru da bulmuyordum. Amacım iyi bir puan alıp kendimi ileride bulmak istediğim bir şeydi. Ancak ne bölüm ne de üniversite seçemiyordum. Ne seçebileceğim üniversitelerde yeterli profesör vardı ne de istediğim bölümler vardı. Hâliyle de özel üniversite kitapçıklarını incelemeye başladım. O zamanların popüler bir hikâyesi vardı. Özel üniversiteler kesinlikle para tuzağıdır ve sizi bilinçli olarak derslerden bırakıp daha fazla para isterler. Özel üniversiteler, devlet üniversitelerinin aksine kredi başı ücreti 20-30 kat fazladır. Özel üniversitede dersi tekrar almanın maliyeti kredi başına aşağı yukarı 650 liradir. Yani 6 kredilik bir dersten kalırsanız tekrar o dersi alabilmek için yaz okuluna veya okulunuz uzadıysa 6×650=3900 lira ödemeniz gerekir. Bu rakam, benim gibi tam burslu tercih yapacak öğrenciler için ciddi bir rakamdır. Neticesinde özel üniversiteye tam burslu tercih yaptım ve ilk 2 seneyi gayet başarılı bitirdim.

Sonra ne yaptım? Bir sene de Polonya’ya giderek orada eğitim aldım ve sadece bir dersten kaldım. Daha fazla olsaydı eğer toparlamam pek mümkün olmazdı ve hayatım alt üst olabilirdi. Kaldığım dersi de dönüşte toparladım ve tüm dersleri alarak mezun olmayı başardım

Mezun olduktan sonra boş durmadım, 2 ay içinde çalışmaya başladım. Yaklaşık 1.5 yıl A işini yaptıktan sonra 2 yıl da B işini yaptım. Bu süreçte boş durmuyorum, sürekli farklılıklar arıyorum. Yeni teknolojiler neler, Dünya’da neler kullanılıyor, hangi teknoloji bizim elimizi güçlendirir ve bir tık öteye götürür. 3.5 yılın sonunda bana daha fazla bir şey katmadığını düşünerek istifa ettim. Şimdi başka bir firmada çalışmak için sadece gün sayıyorum. Amacım daha fazla yöntem, teknoloji, insan, farklılık görmek. Bunun için de kendimi risk alarak rahat bölgemin dışına itekledim. Rahatımı bozarak bu riski almaya karar verdim. Her işte bir hayır vardır.

Çoğu kimse zaten A işini yaptın, B işini yaptın, aynı yerde kalsan senden rahatı yok diye düşünür. Bu nokta rahat bölgeyi gösterir. İleri gitmek için rahat bölgenin dışına çıkmanız gerekir. Kendinizi yeni maceralara açın, farklı teknolojilerle çalışmayı öğrenin, farklı bilimsel makaleleri okuyun.

Mesela her gün yeni yayımlanan bilimsel makalelerin başlıklarına bir göz atar, ilgimi çekenleri açar okurum. Sizce bunu Türkiye’de kaç akademisyen yapıyor? Akademiyi güçlü kılan akademisyenlerin bilime yaptığı katkıyla ölçülür. Türk akademisyenlerin bırakın katkıyı bilimsel makaleleri bile okuduğunu düşünmüyorum. Mezuniyetimden bu yana geçen yaklaşık 3 yılda 5300 makaleye göz attım, takip ettiğim 85 farklı bilimsel dergi var.

Bunlara ek olarak İspanyolca, Fransızca ve Lehçe öğrenmeye çalışıyorum. Öğrendiğim Lehçe kelime sayısı 800’ü geçti. Amacım alabileceğim risklerde en iyi durumları yakalamak. Eğer bir gün Polonya’ya tekrar dönecek olursam bu sefer daha hazırlıklı olmalıyım. Eğer Polonya’dan bir iş teklifi alma şansım varsa, Lehçe biliyor olsam mükemmel bir artı katacaktır. Benzer şekilde 2-3 farklı yabancı dil bilmek, size farklı yerlerde farklı kapıları açabilir. İngilizce’yi kesinlikle sular seller gibi bilmeli ve konuşmalısınız.

Osmanlı imparatorlarına baktığımızda ne kadar kültürlü, bilgili olduklarını görürüz. Siz de kendi yeteneklerinizi geliştirin, kendinize değer katın ve denemekten korkmayın. İstanbul, yıllarca Bizans’ın hakimiyeti altında bir taştan kale iken sadece akıllıca davranan ve alacağı riskleri bilen biri İstanbul’u fethedebilirdi. Gerektiğinde gemileri karadan yürütmek gerektiğinde devasa toplarla surları dövmek alınacak en mâkul kararlardı. Fatih Sultan Mehmet bunları yaptıktan sonra İstanbul’u fethetti.

Arkanıza yaslanın. İlkokuldan bu yana neler yaptıklarınızı düşünün. Nelerde risk aldınız? Kararlarınıza ne kadar akıllıca yaklaştınız? Ne kadar seri hareket ettiniz? Duygusal ve fiziksel tehlikeyi birbirinden ayırabildiniz mi? Tekrar tekrar kafanızı dinleyin ve düşünün. Zihninizi temizleyin, tekrar deneyin.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *